Neden Deotral?

  • Öğrenme Ve Hafıza Işlevlerinin Gelişimine Yardımcı Olur*

  • Dikkat Dağınıklığını/Eksikliğini Azaltıp Odaklanma Ve Konsantre Olmayı Destekler*

  • Strese (Sınav Stresi Gibi) Bağlı Semptomların Giderilmesinde Etkilidir*

  • Problem Çözme Yeteneğini Artırır*

  • Dil Becerileri Ve Sözel Akıcılığı Geliştirip, Iletişim Kurma Becerilerini Artırır*

  • Zihinsel Performansı Artırmaya Yardımcı Olur*

Deotral

Deotral , insanların iş ve okuldaki odağını geliştirmelerine yardımcı olur. Bu sitedeki bilgiler bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez, daha fazla bilgi için bir hekime ve/veya eczacıya başvurunuz

Hiperaktivite

Hiperaktif Bozukluk ve Dikkat Eksikliği Bozukluğu  (DEHB) dikkatin çabuk dağılması, aşırı hareketlilik ve dürtüsel davranışlar ile seyreden, sosyal yaşamı, toplumsal iletişimi etkileyen, çoğunlukla aile içi ilişkilerde ve okul eğitiminde sorunlar yaratan bir olgudur. Hiperaktif çocuklar sürekli hareket halindedir. Yerlerinde duramaz, devamlı kımıldanır, kıpırdanırlar. Sürekli koşuşturur, zıplarlar. Dikkatsiz, sabırsız, dağınık ve atılgandırlar. Dürtüsellik çocuğun belirsiz durumla karşılaştığında ya da dikkatli davranması gerektiğinde tepki ve yanıtlarını kontrol etmekte güçlük çekmesi anlamına gelir. Dürtüsel çocuklar sıklıkla düşünmeden hareket eder, bir etkinlikten diğerine kolayca geçerler. Uygunsuz zamanlarda, uygunsuz davranışları sergilerler. Ani hareket ve duyguları kontrol edememe, düşüncesizce hareket etme, kendini kontrol edememe şeklinde kendini gösteren dürtüsel (impülsif) tutarsız davranışlar nedeniyle sosyal açıdan uyumsuzluk gösterdiklerinden sıklıkla yaşıtlarıyla ve çevresiyle sorunları olur. Bu çocuklar küçük yaştan itibaren böyle davranırlar ancak okul çağında dertleri artar.

Sınav Stresi


Sınav Stresi nedir?


Sınav stresi; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.


Sınav stresi neyle ilişkilidir?


Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav stresi oluşumu üzerinde etkilidir.


Sınav stresinin belirtileri nelerdir?


Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir.


Sınav stresi yaşandığı nasıl anlaşılır?


Öğrencinin başarısında belirgin bir düşüş gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme vardır. Soru sorulmasından rahatsız olurlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, Fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış (karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku düzensizliği, iştahsızlık ya da tersine aşırı yeme, genel mutsuz bir ruh hali vb.), çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü stresin varlığını gösterir.


Sınav stresinin etkileri nelerdir?


Öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, zihinsel becerilerde zayıflama, enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav stresinin başlıca etkileridir. Sınav stresi, gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Öğrenciyi farkında olmadan kendi davranışını denetleyemez hale getirir.


Sınav Stresi neden oluşur?


Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak stresin oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir.


Sınav stresinin oluşmasında etkisi olan olumsuz otomatik düşünceler nelerdir?


“Sınava hazır değilim”, “Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?” “Sınavlar niye yapılıyor, ne gerek var?” “Bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz” Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki!” “Bu konuları anlayamıyorum, aptal olmalıyım” “Ben zaten bu konuları anlamıyorum” “Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek” “Çok fazla konu var , hangi birine hazırlanayım?” sıklıkla gözlenen olumsuz otomatik düşüncelerdir.


Alternatif düşünceler nelerdir?


Yapmam gereken nedir?” “Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?” “Olabilecek en kötü şey ne” “Dünyanın sonu değil, telafisi var” Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez” “Yeterli zamanımın olmadığı doğru, ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim? “Tüm kaynakları çalışamasam bile, önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım” “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez. Daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir” “zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde" kaygıyla başa çıkmak için geliştirilebilecek alternatif düşüncelerdir.

Dikkat Dağınıklığı / Dikkat Eksikliği


DİKKAT DAĞINIKLIĞI NEDİR?


Fiilen veya zihnen bir işle meşgul olurken dikkati toparlayıp işe tam konsantre olamama durumuna dikkat dağınıklığı denir. Dikkat EKSİKLİĞİ ise biraz daha farklıdır.

DİKKAT EKSİKLİĞİ NEDİR?


Belirtileri çok küçük yaştan itibaren gözlemlenen tanımlanmış bir bozukluktur. Dikkat eksikliği, hiperaktivite ile birlikte görülebilir. Bu duruma DEHB; Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu denir. Bu iki farklı tanımdan şu sonucu çıkarabiliriz: Dikkat dağınıklığı problemi olan bir kişi aynı dikkat testine, günün farklı saatlerinde girmiş olsa çok farklı sonuçlar alabilir. Örneğin, dikkat dağınıklığı olan kişi uykusunu almış, kahvaltısını yapmış, güzel bir pazar sabahında zihni açıkken dikkat testinden çok iyi sonuçlar alabilir. Dikkat eksikliği olan kişi ise günün hangi saatinde olursa olsun dikkat testi sonuçları değişmez (Genellikle ve ortalama).

DİKKAT DAĞINIKLIĞI BELİRTİLERİ


Dikkat dağınıklığı her konuda değil; bazı konularda dikkati toparlayamama şeklinde görülür. Çocuklarda dikkat dağınıklığı belirtileri ile yetişkinlerde dikkat dağınıklığı belirtileri birbirine yakın fakat sorumluluklar gereği biraz farklılık gösterir. Çocuklarda, bazı derslerde çok iyi konsantre olunurken, bazı derslere dikkatini verememe şeklinde gözlemlenebilir. Çocukların dikkat dağınıklığı problemi yaşadığı dersler genellikle sevmedikleri derslerdir. Yetişkinlerde ise bazı işlere odaklanamama, verimli çalışamama şeklinde gözlemlenebilir. Çocuklarda olduğu gibi yetişkinlerde dikkat dağınıklığı yapılan işe olan isteksizlikten kaynaklanabilir. İlk kez görüşülen bir insanın ismini hafızada tutamama; günler sonra tekrar görüşüldüğünde karşı tarafın simasını ayırt edememe gibi durumlar görülebilir. Önemsiz dış uyaranlara karşı çok duyarlı olunması yine dikkat dağınıklığı belirtileri arasında yer alabilir. Örnek: Bir işle meşgul olurken sokaktan gelen araba gürültüsü, çocuk sesleri vb sesler ile işten kopma ve sesin geldiği yöne odaklanma. Okuma veya dinleme esnasında konsantre olamayıp tam anlayamamak, tekrar okumak veya dinlemek zorunda kalmak Sınavlarda basit hatalar yapmak ve bunlara benzer durumlar dikkat dağınıklığı belirtileri arasındadır.

Dikkat Eksikliğinde

(1) Uzun süreli unutkanlık gözlemlenebilir

(2) Meşgul olunan işte ve o işle bağlantılı olmayan diğer günlük faaliyetlerde sık sık sakarlık gözlemlenebilir

(3) Hiperaktivite ile birlikte görülme oranı yüksektir

(4) Çok küçük yaştan itibaren gözlemlenir, tedavi süreci daha uzundur ve ciddi anlamda hayatı etkiler. Anlık değil, sürekli kişiyi takip eden bir bozukluktur

Dikkat Dağınıklığında

(1) Kısa süreli hafıza bozukluğu gözlemlenebilir

(2) Anlık yapılan işte hata gözlemlenebilir ancak genel sakarlık durumu dikkat eksikliği kadar fazla gözlemlenmez

(3) İçine kapanık, az hareketli kişilerde de sıklıkla görülebilir.

(4) Anlık duygulara göre açığa çıkabilir. Uykusuzluk, stres gibi faktörlerle birlikte görülme olasılığı yüksektir. Zinde başlanan bir günde hiçbir olumsuz etkisi gözlemlenmeyebilir.

Problem çözme

Problem çözme, belli bir durum çerçevesinde düşünebilme, ne yapılacağına ve nasıl yapılacağına karar verebilme, eldeki imkânları kullanabilme ve bu yolla çözüme ulaşmaktır. Daha geniş tanımla problem çözme, problemin tanımlanması, probleme ve çözümüne ilişkin bilgilerin toplanması, en uygun çözüm yolunun uygulamaya konulması ve sonucun değerlendirilmesidir. Problemlerin çözümü için bireyin bazı becerilere sahip olması gerekir. Bu becerilerden en önemlileri eleştirel düşünme, planlama ve organize etme, gözden geçirme ve değerlendirmedir. Problem çözme teknikleri var olan birçok sorunun çözülmesinde kullanılan yöntemler olarak biliniyor. Problem dendiğinde sadece akıllara matematiksel problemler gelmemelidir. İnsan hayatında aynı zamanda sosyal sorunlar da mevcut. Bu nedenle problem çözme becerileri hem matematiksel problemlerin hem de sosyal sorunların çözümünde oldukça etkili sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Sorumluluk geliştirme

Sorumluluk, kendimize ve çevremize karşı görevlerimizi ve yükümlülüklerimizi zamanında yerine getirme zorunluluğu anlamına gelir. Sorumluluk bilinci oluşumunda en büyük rol, çocuk gelişiminde her basamakta olduğu gibi bu noktada da anne-babadadır. Aile içinde başlayan sorumluluk gelişimi, çocukların sosyalleşmesi ile birlikte girilen tüm ortamlarda devam eder.


Sorumluluk sahibi çocuklar:


İşlerini kendi başlarına başarmak için çabalarlar.Ders çalışmayı bir yük gibi hissetmezler.Ödevlerini zamanında yapmak konusunda titizdirler.Problemlerini kendi başlarına çözebilecek motivasyonları ve güvenleri vardır.

Ancak sorumluluk bilinci gelişmeyen bir çocuk ise kendi üzerine düşen görevlerin farkına bile varmayabilir. Bunun dışında görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek konusunda yeteri kadar istekli değildirler. Ders çalışmamak için her zaman bir bahanesi vardır. Belki de en kötüsü kendi sorumluluk ve işlerinin başkası tarafından yapılmasını beklerler.

Sözel akıcılık

Sözel akıcılık, fonemik, semantik ve eylem sınırlı, bir bireyin bir süre içerisinde sözlü ya da yazılı olarak ürettiği sözcük sayısı ile ölçülen sözel üretimini ifade etmektedir (Lezak, 1995). Sözel akıcılık ölçümleriyle değerlendirilmektedir. Fonemik akıcılık ölçümleri verilen bir ses ile başlayan sözcüklerin sınırlı bir süre içerisinde üretilmesini gerektirirken, semantik akıcılık ölçümleri verilen bir kategori ile ilgili sözcüklerin üretilmesini gerektirir (Rozek, 2009). Eylem akıcılığı ölçümlerinin tanımı ise sınırlı bir süre içerisinde belirli bir bağlam ile ilgili sözcüklerin üretilmesini gerektirir. Değerlendirmede önemli bir yer tutan sözel akıcılık ölçümleri, sözcük dağarcığı, yürütücü işlevler, sistematik arama ve semantik bellekten geri çağırma gibi bilişsel süreçlerin ölçülmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır (Sauzéon ve ark., 2004). Sözel akıcılık genel zekadaki bireysel farklılıkları değerlendirmek için de kullanılan bir araçtır. Yaş ve eğitim düzeyi gibi bazı genel faktörlerin sözel akıcılık performansını etkilediği ileri sürülmektedir(Sat, 2011)

Neler Yapıyoruz?
1. İnsan sağlığı odağımız olduğu için tüm tıbbi ve medikal gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 
2. Hekim ve eczacı olan sağlık profesyonelerine medikal ziyaretlerde bulunuyoruz. 
3. Rehabilitasyon merkezlerinde sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyoruz